Fethi Dede

SEYİTLİK

SEYYİDLİK(*)

1 . Seyyid olduğunu söyleyenler, Cenab-ı Hakk’ın tabiat ve nefis kirlerinden tamamen temizlediği ulu Ehlibeyt(1) hazretlerine bağlı olduğu sahih senetle belirtilmelidir. Yoksa büyük bir tehlikede bulunmuş olurlar. Seyyid olmadığı halde seyyidlik iddia edenler, Allah’a ve resulüne yalan konduranlardır ki, bunlardan daha zalim kimse yoktur. Hz. Peygamberimiz, eşlerinden Ümmü Seleme (R.A.) Hazretlerine söylediği “Ente leste minhüm ve ente zevcetî alâmekâneti” yüce hadiste peygamberlere soylarıyla bağlı olanların başka kişilere benzemediğini bildirmektedir.

2 . Seyyid olan zat, salih âmel sahibi olmalıdır. Salih soydan iken, peygamberimizin izine ve Allah’ın kitabına yakışmayan ve salih olmayan bir işte bulunan seyyid, Nuh’un oğlu Kenan gibi Ehlibeyt’in dışında kalır. Eğer salih soydan ise yaptığı işler kendisini Ehlibeyt’e yükseltip ulaştırır. Şayet soya bağlı değil de iyi işler yaptıysa bu da onu cennete ve Cenab-ı Hakk’ın kendisine bağışlayacağı yüksek makamlara ulaştırır.

3 . Seyyid, mutlaka Hz. Muhammed’in hareketlerine ve gidişine uygun yolda olmalıdır.

4 . Seyyid, kendisini ölçecek olduğunda,  kendini herkesten aşağı sayacak kadar da mütevazı olmalıdır.

5 . Ehlibeyt hakkında, “ve yut imunettaâme alâ hubbihi miskinen, yetimen ve esirâ” (Kur’an 76/8) yüce âyetinin mânâsına göre sevgi ve onları yedirip giydirme hususlarında, insanların en cömerdi olmalıdır.

6 . Lüzumunda tam bir kahramanlık sahibi olduğunu göstermelidir.

7 . Doğruluktan  hiç ayrılmamalıdır.

 

      İşte bu gibi seçkin vasıflarla öteki insanlardan ayrılmış olan ulu Ehlibeyt efendilerimizin değerini bilenler, sohbetlerine can atmışlar ve hizmetlerinde pervane olmuşlardır. Fakat yarasa tabiatlı olanlar hakikat nûrunu görmeyerek, Ehlibeyt’in ışığından müteessir olduklarından üzerlerine üşüşüp Hz. Hüseyin gibi kimini şehit etmişler, kimini de Rükkal Seyyidleri gibi gizlenmeye mecbur bırakmışlardır.

...

      İnsanlar arasında seyyid olduklarını bilmeyenlere yakışan tek şey seyyidlik iddiasında bulunmamaktır. Çünkü, seyyidlik mânevî bir emirdir. Zâhirde bunun faydası yoktur. Bu sebepten dolayı her seyyid, büyükten büyüğe gelen ve Hz. Peygambere soydan bağlılıklarını bildiren özel deftere kendilerini yazdırmalıdırlar. Bunun da şartı Allah’ın kitabına  ve peygamberin sünnetine dayanmak, âlim olmak, dine sonradan karıştırılan şeylerden ve dalâletten sakınmaktır. Yoksa Hz. Muhammed’in yürüdüğü yolda olmayanların bu ulu defterde işleri yoktur. Edebe aykırı ve ayıp şeylere mâruz kalanlar ise seyyidlikten mahrum olmakla birlikte kendilerini muhterem Ehlibeyt’e soydan bağlamaları hiçbir yönden mümkün olamaz. Zira, Ehlibeyt bu gibi kusurlardan uzak ve temizdir.

Ehlibeyt defterine kayıtlı olan bir seyyid büyük günahlar işlerse, bazen kaydının silinmesine mahkûm olur. Çünkü büyük günahlar seyyidliği giderir. İnsanlık sıfatını kirleten büyük günah işledikten sonra tövbe edip geri dönmeyen zındıklardandır.

Nice evlatlar, kavga ve çekişme ile birbirlerinden ayrılmışlar ve bağlı oldukları soydan uzaklaşmışlardır. Fakat hakikaten bu temizlenmiş soya mensup olanlar, çoğunlukla peygamberin nûrlu yolunda yürüdüklerinden dolayı, içlerinden mutlaka bir zât, tamamen peygamberin izinde bulunmuş, Allah’ın emri dışında hareket etmemiş ve  hiçbir zaman hanedandan eksik olmamıştır. Muhakkaktır ki, bu da pâk soylarının temizlikleri ve dünya işlerinden çekilerek halktan uzakta, uzlet ve inziva içinde bulunmalarından ve Hakk’dan başkasından yardım beklememeleri icabındandır.

Taberanî rivayet ediyor ki: Hz. İmam Cafer Sadık Efendimiz, “Peygamberden uzak bir zamanda  bulunsanız bile her halde ana ve babalarınızı (soyunuzu) kaydetmenizi size bilhassa tavsiye ederim.” şeklinde buyurmuşlardır.

*  *  *

Yaşadığımız zamanın, peygamberimizin devrinden uzaklaşmasıyla birlikte  amel ve irfan gibi iki önemli fırsat yok olup  meydan daraldı ve günümüzde halkın üzerine cehalet bir sis perdesi gibi indi. Bunun üzerine seyyid hazretlerinin eserlerini incelemeyi ve kayıt etmeyi düşündüm. Bu eserlerin sayısı  yetmişi geçiyordu. Bunların bazılarında, eser sahibi seyyidlerin  senetleri, anne-baba ve evlatlarının doğum yerleri ve tarihleri, ölüm yerleri ve tarihleri ile birlikte kendilerinde görünen hâl ve kerâmetleri de yazıyordu. Ben de tüm bu bilgileri kudretim derecesinde yazıp topladım. Efendimizin; “Allimu evlâdeküm kitabullâhi ve muhabbeten ehli-beytî” yani Evlatlarınıza Kur’anı ve Ehlibeytimin muhabbetini öğretinizmealindeki şerefli emirlerine uydum ve  Hz. Ali’nin oğlu İmam Hüseyin (A.S.) senediyle Hz. Muhammed (S.A.V.)’in şerefli tabiatlarından başlayarak bir çok fasıllara taksim ettim.                                                                                                                 (Seyyid Ahmed Hüsamettin)

 

 

(*) Dr. M. Kâzım Öztürk, “İslâm Felsefesine Işık Veren Seyyidler”, Karınca Matbaası, İzmir-1989

(1) “...Ey Ehlibeyt! Allah sizi tam bir biçimde temizlemek istiyor.”                      (Ahzâb suresi/33)

                                                                                                                                        (Derleyen: Fethi Erdoğan)

Makaleler
64x64

Ataya Şikayet

Devamı...
64x64

SEYİTLİK

Devamı...
64x64

İNSANI-I KAMİL

Devamı...

Dedemiz

baskan
Ahmet Fethi ERDOĞAN
Alevi Dedesi & Yazar

Etkinlik Takvimi

Foto Galeri

  • Ziyaretler
  • Fethi Dede Resimleri
  • Cemevi Resimleri

Videolar

  • Deneme Video Başlığı 2
  • Deneme Video Başlığı 1